Mizan'ul Hikmet-9.Cilt
 



Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuş-tur: "Mizan'ul Hikmet (hik-metin ölçüsü) benim, Ali de onun dilidir." (İhkak'ul Hak, 6/46)


Mizan'ul Hikmet-9.Cilt


Muhammed Muhammedi REYŞEHRİ

Çeviri
Kadri ÇELİK

Tatbik
Nuri DÖNMEZ 369. Konu

el-Amel
Amel (1)

el-Bihar, 69/18, 30. bölüm; el-Amel cuz'ul İman
Tefsir-i el-Mizan, 2/172, Ke-lam fi Ahkam'ul A'mal min heys'ul Ecza
Tefsir-i el-Mizan, 9/191, Ke-lam fi nisbet'il-A'mal ile'l-Esbabu Tulen

bak.
58. konu, es-Sevab; 66. konu, el-Ceza; 94. konu, el-Hebt; 82. konu, el-Cihad (3); el-Marifet (1), 2586. bölüm; el-Ahiret, 31. bölüm; el-İman, 257, 262. bölüm; el-Muhabbet (2), 663, 664. bölüm; el-İhlas, 1030. ve 1031. bölümler; ez-Ziynet, 1698. bölüm; eş, Şükr(1), 2070. bölüm; es-Selat (1), 2269. bölüm; el-İlm, 2885-2893 ve sonraki bablar; el-Mevt, 3748. bölüm; el-Kader, 3284. bölüm; en-Niyet, 3979-3981, 3983; er-Rehn, 1554-1555; en-Nas, 3967. bölüm

2936. Bölüm
Amele Teşvik

Kur'an:
"Kadın, erkek, iman etmiş olarak kim iyi amel işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz."
"Fakat, tövbe eden, iman edip salih amelde bulunan kimsenin, kurtuluşa erenler arasında bulunması umu-lur."
"Rabbine iman etmiş ve salih amel yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler vardır."
14257. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amel, amel! Sonra amelin sonu, amelin sonu! Dire-niş, direniş! Sonra sabır, sabır! Takva, takva! Gerçekten de sizin için bir son vardır, sonunuza yönelin."

14258. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz sizler, söz-leri aşikar etmekten çok, amelleri aşikar etmeye muhtaçsınız. Veya sizler doğru konuşmaktan çok doğru amel etmeye daha çok muhtaçsınız."
14259. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim amel ederse, güçlenir. Her kim de amelde ku-sur ederse (işlerde) zayıflık ve gevşekliği artar."
14260. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah nezdinde şerafet, amellerin gü-zelliği iledir; sözlerin güzelliği ile değil."
14261. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlim sana kılavuzluk eder, amel ise seni hedefine ulaş-tırır."
14262. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amel ile sevap hasıl olur; tembellik ile değil."
14263. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimi ameli yavaş götürürse nesebi (hasebi) onu hızlandırmaz."
14264. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amel, müminin şiarı-dır."

14265. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amel yakin sahibi kimsenin yoldaşıdır."
14266. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amel insanın en ka-mil halefidir."
14267. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Din (insan için) stok-tur, ilim ise kılavuzdur."
14268. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlmin meyvesi amel güzelliği ile toplanır, söz güzelli-ği değil."
14269. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan, dünyada mal-larıyla, ahirette ise amelleri ile-dir."
14270. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah dünyada insan-ları, birbirlerini tanısınlar diye babalarının adıyla çağırdı. Ahi-rette ise (yaptıklarının) karşılığını görsünler diye, amelleriyle çağır-dı ve şöyle buyurdu: "Ey iman edenler!", "Ey küfredenler!"

14271. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adamın biri, Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına gelerek şöyle arz etti: "Cehalet hüccetini üzerimden kaldıracak olan şey nedir?" Peygamber, "ilimdir" di-ye buyurdu. O şahıs şöyle arz et-ti: "İlim hüccetini benden uzak-laştıracak şey nedir?" Peygamber, "Ameldir" diye buyurdu."

14272. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Az amel edin, çok nimete erişin."
14273. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah katında en çok sevi-leniniz, şüphesiz ameli en çok olanınızdır. Şüphesiz Allah nez-dinde ameli en değerli ve büyük olan kimse, Allah nezdinde olan şeylere rağbeti en çok olan kim-sedir."

14274. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amelsiz ahiretten ümidi olan kimseden olma… Sa-lih kimseleri sever; fakat onların yaptığını yapmaz. Günahkarlara buğzeder; oysa o da onlardan bi-ridir… Günahı kendi günahın-dan az olanın akıbetinden kor-kar; ama kendisi için amelinden daha fazlasını ümit eder… Amel ettiğinde kusur eder, istediği za-man aşırı gider… O, sözle yol gösterendir; (ama) ameli pek az-dır."

14275. İmam Ali (a.s) zahitlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar (zahitler), dünya ehlin-den bir kavim oldukları halde sanki ehlinden değillerdi. Onlar dünyada oldukları halde dünyalı olmadılar. Dünyada basiret üzere amel ettiler ve dünyada kork-tukları şeyden (ölümden) öne geçtiler."

14276. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Henüz hayatınızı sürdürürken, amel defterleri açıkken, tövbe yolu genişken, Allah'a itaatten kaçınanlar Al-lah'a davet edilirken, kötülerin dönüş ümidi kesilmemişken, amel kandili sönmemişken, süre dolmamışken amel edin."
14277. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Salih insanları, Al-lah'ın kullarının diliyle söylettiği şeylerden anlamak mümkündür. O halde senin için kıymetli azık, salih amel olsun."
14278. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "O halde amel ediniz. Zira ameller (Allah'a) yükselir. Tövbe fayda verir, dua işitilir. Durum sakin, kalemler yazmak-tadır."

14279. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah size acısın; apa-çık deliller üzere amel edin. Yol doğrudur ve sizi selam yurduna çağırmaktadır. Fırsat ve mühle-tinizin olduğu bir diyardasınız, Allah'ın rızayetini elde edebilir-siniz. Sahifeler açık, kalemler ya-zıyor; bedenler sağlıklı, diller öz-gürce konuşuyor; tövbeler işitil-mekte, ameller kabul edilmekte-dir."
bak. el-İslam, 1876. Bölüm

2937. Bölüm
Amel ve Mükafat

Kur'an:
"Bu, sizin kuruntularınıza ve kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık ya-parsa cezasını görür, kendisi-ne Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur. Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler, kendi-lerine zerre kadar zulmedil-mez."

14280. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz dikenden üzüm toplanamadığı gibi, kötü kimseler de asla iyi kimselerin konaklarında konaklayamazlar. Bunlar iki yoldur. O halde han-gisini tutturursanız, ona ulaşırsı-nız."

14281. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dikenden üzüm top-lanamadığı gibi, kötüler de iyile-rin konaklarında konaklayamaz-lar. O halde istediğiniz yolu tut-turun. Zira hangi yolu kat eder-seniz (o yolun) ehline varırsı-nız."
14282. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Salih amelin meyvesi, kökü gibidir."
14283. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötü amelin meyvesi, kökü gibidir."

Tefsir:
Allame Tabatabai el-Mizan'da amel ile mükafat arasındaki ilişkiyi beyan ederek şöyle buyurmuştur: "Önceki konularda gördüğümüz gibi, akli emir ve yasaklar (akıl sahipleri arasında hükümran olan kanunlar) ile amel edilecek olursa, sevap ve mükafatından ibaret olan güzel bir sonucu vardır.

Ama onlara isyan eder ve yüz çevirilirse, ceza olarak adlandırılan, tatsız ve kötü bir sonucu vardır. Bu ceza ve mükafat- emir ve yasaklarla amel etmek için düşünülen bir çözüm yolu mesabesindedir. Emir ve nehiylere sarılma karşısında taktir edilen güzel mükafat da insanların amel etmeye teşvik edilmeleri içindir. Muhalefet ve isyan karşısında öngörülen kötü ceza da şahsın isyandan ve sapmadan korku içinde olup sakınması içindir.

Buradan da anlaşıldığı üzere, amel ve mükafat arasındaki ilişki itibari bir ilişkidir. Bu ilişki, toplum veya idareci tarafından ortaya kon-maktadır. Onları bu ilişkiyi, ortaya koymaya zorlayan şey, amele olan şiddetli ihtiyaçtır. Bu amelden istifade ile, sorunları ortadan kalkmaktadır. İşte bu yüzden müstağni olduklarında ve ihtiyaçları ortadan kalktığında yapmayı üstlendikleri mükafat ve ce-zayı uygulamaya geçirme hususunda gevşeklik ettiklerini görmekteyiz.
Hakeza yine bu sebepten ötürü mükafat ve cezanın azlığı veya çoklu-ğunun, şiddet veya zayıflığının amele olan ihtiyaç miktarına bağlı olduğunu ve bu açıdan farklılık içinde bulundu-ğunu görmekteyiz.

Bu ihtiyaç ne ka-dar fazla olursa, mükafat da o kadar artar. Bu ihtiyaç ne kadar az olursa, mükafat da o kadar az olur. Zira emir ile memur ve mükellef kılan ile mükellef kılınan insan, alıcı ve satıcı mesabesindedir. Onlardan her biri bir şey vermekte ve bunun karşısında da ondan bir şey almaktadır. Mükafat ve sevap ödenen değer mesabesindedir. Ceza ise bir şeyi ortadan kaldıran, buna karşılık o şeye kefil olan, kefa-leti boynunda bulunan ve mutlaka bu kefaleti ödemesi gereken kimsenin ödediği bir bedel mesabesindedir.

Genel olarak bu amel (ceza ve mükafat) itibari ve sözleşmeli bir şey-dir. Toplumsal çarkın etrafında dönen diğer ünvanlar, hükümler ve toplumsal ölçüler gibi itibari bir şeydir. Tıpkı yöneten, yönetilen, emir, nehiy, itaat, isyan, vacib, haram, malikiyet, servet, alma, satma ve benzerleri gibi...

Ama hakikatler onları çepeçevre kuşatan hadiseler ve dış varlıklardır. Zenginlik ve fakirlik, izzet ve zillet, övme ve kınama gibi hususların, onların durumunda hiçbir etkisi yoktur. Tıpkı yeryüzünde yetişen her şey, ölüm, hayat, sağlık, hastalık, açlık, tokluk, susuzluk ve suya kanmışlık gibi.

Bu, toplumun akıllı kesimi nez-dinde var olan bir şeydir. Münezzeh olan Allah da bizimle konuşmala-rında bizim birbirimizle konuşmala-rımızda takip ettiğimiz, metodu takip etmiştir. Allah-u Teala bizim din vesilesiyle elde edebileceğimiz mutluluğu toplumsal kanunlar ve sünnetler kalıbına dökmüştür. Emretmiş, yasaklamış, teşvik etmiş, sakındırmış, müjdelemiş, korkutmuş, mükafat vaad etmiş, cezalandırılmakla korkutmuştur. Bu yüzden toplumsal kanunları ve sünnetleri kabul ettiğimiz sadelikle, Allah'ın dinini de elde etmekteyiz. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah'ın size bir fazlı ve rahmeti olmasaydı, asla siz-den birisi temizlenmezdi."

Münezzeh olan Allah, hakikatle-ri derk etmeye müsait olan nefisleri eğitme işini ihmal etmemiştir. Kur'an'ın bazı ayetlerinde kitap ve sünnetin zahirini kapsayan dini ma-rifetlerin ötesinde, çok daha büyük bir konunun çok daha değerli bir sırrın ve paha biçilmez olduğuna işaret edilmiş ve şöyle buyurulmuştur: "Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yur-du ise (gerçek) hayattır."

Dünya hayatının oyun olduğu ve hayalden başka bir şey olmadığı ifade edilmiştir. Dünyanın fonksiyonu, sa-dece insanın ebedi saadeti, ahiret yur-du, hayatının gerçeği olan asıl hede-finden alı koymaktır. Eğer dünya ha-yatından maksat, bizim hayat olarak adlandırdığımız şey ise, mal, makam, kudret, izzet ve yücelik gibi hayatın gerekleri onun oyalanma ve oyun ol-ması içinde var olan hakikatleriyle daha evla bir şekilde oyalanma ve oyuncak olmasını gerektirir. Ama eğer maksat, tüm yönleriyle dünya hayatı ise bu durumda da maksat, daha da bir açıklığa kavuşmaktadır.

O halde, bu toplumsal kanunlar ve onlar vesilesiyle takip edilen hedef-ler, örneğin, kudret, makam, servet ve benzeri şeyler, bunun yanı sıra dini öğretilerin kapsadığı hedefler ve konu-lar ve Allah'ın önce fıtrat, sonra da Peygamberler göndererek bizlere gös-terdiği hususlar da akıllı bir terbiye edicinin fesat ve salahını iyilik ve kö-tülüğünü teşhis edemeyen küçük çocuk için ortaya koyduğu oyalanma ve oyundan ibarettir. Bu oyunda onunla birlikte oynamaktadır ki bedeni ve zihni gelişsin ve onu iş düzenine hazırlasın ve başarılı olsun.

Bir çocuktan bu oyunların ortaya çıkması, onu iş sınırına yaklaştıran salt, güzel bir oyundur, ama onu ter-biye eden kimseye göre bu çocukça iş, hikmete dayalı bir teşebbüs ve hiçbir oyun boyutu olmayan ciddi bir iştir.

Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında olan şeyleri, oyun olarak yaratmadık. Onları sa-dece hak üzere yarattık, ama onların çoğu bilmezler." Bu ayetin içeriği de önceki ayetin içeriğine çok yakındır.
Allah-u Teala,

daha sonra bu zahiri terbiyenin manevi hedef ve maksatlarla sonuçlanmasını genel bir örnek kalıbında, insanlar için beyan etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üze-rinde de buna benzer bir kö-pük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır."

Allah-u Teala'nın bu açıklama-sından da anlaşıldığı üzere iş ve mü-kafat arasında toplumun bireyleri açı-sından bu ikisi arasında var olan iti-bari ilişkiden de öte gerçek bir ilişki türü mevcuttur ve Allah-u Teala'nın eğitim ve öğretimi de bu gerçek ilişki üzere cereyan etmektedir."

2938. Bölüm
Amel İnsandan Ayrıl-mayan Bir Arkadaştır

14284. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden her birinizin şüphesiz üç dostu vardır: Onlar-dan biri onun isteklerini karşıla-yan dosttur ve o mal ve servettir. Diğeri mezara kadar kendisiyle gelen ama ona hiçbir şey verme-yen ve ondan sonra kendisiyle birlikte olmayan dosttur ve o da akrabalarıdır. Üçüncü dost ise, "Allah'a yemin olsun ki nereye gidersen seninle gelirim ve sen-den ayrılmam" diyen dosttur. Bu dost ise ameldir. Eğer iyi olursa hayırlı amel ederse o arkadaşı da hayırlı olur. Ve eğer kötü amel ederse kötü bir arkadaş olur."

14285. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şey ölü kimsenin ardından gelir: Ailesi, varlığı ve ameli. İkisi geri döner, biri ise baki kalır. Ailesi ve varlığı geri döner. Ameli ise onunla kalır."
14286. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Salih amel cennete gider ve bir şahsın kendisi için döşeyip hazırlaması için kölesini bir yere gönderdiği gibi salih amel de sahibi için gerekli ortamı sağlar." İmam Bakır (a.s) daha sonra şu ayeti tilavet buyurdu: "İman edip salih amel işle-yenler, kendileri için hazırlar-lar."

14287. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan öldüğünde üç şey dışında amelleri kesilir: "Sa-daka-i cariye (faydası devam eden sadaka), insanların istifade ettiği ilim ve kendisi için dua eden salih evlat."
14288. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan öldükten sonra da yedi şeyin sevabı kendisi için yazılır: Hurma ağacı dikenin, bir kuyu kazanın, bir nehir akıtanın, bir cami yapanın, bir kitap yaza-nın, kendinden geriye bir ilim bı-rakanın ve ölümünden sonra kendisi için Allah'tan mağfiret dileyen salih bir evlat bıraka-nın."

14289. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan ile salih ameli dışında hiçbir şey yoldaşlık et-mez."
14290. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın hayrını dile-yen arkadaş salih ameldir."
bak. el-Kibr, 3267. Bölüm; el-Amel (3), 2961. Bölüm; es-Sıdk, 2219. Bölüm; el-Akl, 2792, 2793. Bölümler

2939. Bölüm
Her Amelin Bir Bitkisi Vardır

14291. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her amelin bir bitkisi vardır. Her bitkinin suya ihtiyacı vardır. Sular ise muhteliftir. İyi bir şekilde sulanırsa fidanları iyi, meyveleri hoş olur. Kötü bir şe-kilde sulanırsa fidanları kötü, meyvesi de acı olur."
bak. 2937, 2954. Bölümler

2940. Bölüm
Amele Devam Etmek

14292. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amele devam edin! Amele devam edin. Zira Allah müminlerin işi için, ölüm dışında bir son karar kılmamıştır."
14293. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar az da olsa, eserlere ve sünnetlere uyma hususunda amele devam etmek, bid'atlar esasınca yapılan ibadet ve nefsani isteklere uyma husu-sunda çaba göstermekten daha sevimli ve akıbeti daha faydalı olandır."
14294. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin üzere olan sü-rekli az amel, Allah nezdinde ya-kin üzere olmayan çok amelden daha üstündür."

14295. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah nezdinde işlerin en sevimlisi, kulun her ne kadar az da olsa sü-rekli yaptığı ameldir."
14296. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah nezdinde, her ne kadar az da olsa sürekli yapılan bir işten se-vimli hiçbir şey yoktur."

14297. İmam Seccad (a.s) sürekli şöyle buyururdu: "Ben her ne kadar az da olsa bir işi sürekli yapmayı severim."
14298. İmam Bakır (a.s) sürekli şöyle buyururdu: "Şüphesiz bir işe adet ettiğimde onu sürekli yap-mak isterim. Eğer gece ibade-timden bir şeyi eda edemezsem, gündüz kazasını yerine getiririm. Eğer gündüz (ibadetlerden) bir şey kaybedersem, gece kazasını yerine getiririm. Allah nezdinde işlerin en sevimlisi sürekli yapı-lan ameldir."

14299. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Sana neşat (sevinç) ve gevşeklik halinde amel etmeni tavsiye ederim."
14300. İmam Seccad (a.s) sürekli şöyle buyururdu: "Şüphesiz ben denk bir amelle (her günü önce-kinden eksik olmayan bir amelle) rabbimin huzuruna varmayı se-verim."

14301. Ayşe şöyle diyor: "Allah Resulü'nün (s.a.a) gece ikiye kat-layıp üzerinde namaz kıldığı, gündüz de serip üzerine oturdu-ğu bir hasırı vardı. İnsanlar Pey-gamber'in huzuruna varıyor ve onunla birlikte namaz kılıyordu. Sonunda sayıları çoğaldı, Allah Resulü (s.a.a) onlara dönerek şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Gücünüz olduğu kadar amel ediniz.

Zira Allah siz yorulma-dıkça yorulmaz. Allah nezdinde en sevimli amel, her ne kadar az da yapılsa sürekli yapılan amel-dir."
Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Muhammed'in Ehl-i Beyti bir iş yaptıklarında onu sa-bit kılar ve sürekli yerine getirir-lerdi."
14302. Ayşe ve Ümmü Seleme, "Allah Resulü nezdinde amellerin en sevimlisi neydi?" diye sorulunca şöyle demişlerdir: "Her ne kadar az da olsa, sürekli yapılan iş."

2941. Bölüm
Her Kim Bir İş Yapar-sa Onu Bir Yıla Kadar Devam Ettirsin

14303. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "On iki ay yerine ge-tirmeden terk edeceğin bir şeyi kendi nefsine farz ve gerekli kılmaktan sakın."
14304. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hayırlı bir işe başlarsa, onu bir yıla kadar devam ettirmeli ve bir yıl dol-madan terk etmemelidir."
14305. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir işe baş-larsa, onu bir yıla kadar devam ettirsin. Sonra isterse başka bir işe koyulsun. Zira Allah'ın taktir etmek istediği kadir gecesi, o bir yılın içinde bulunmaktadır."
bak. Vesail'uş Şia, 1/70, 21. Bölüm

2942. Bölüm
Hayırlı İşi Sürekli Yapmanın Sonuçları

14306. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sürekli hayırlı iş yapmaktan kaynaklanan şeyler şunlardır: "Kötülükleri terk et-mek, aklı hafif olmaktan uzak-laşmak, günahtan dışarı çıkmak, yakin, kurtuluş sevgisi, rahman olan Allah'a itaat, burhan ve de-lili ululamak, şeytandan uzak durmak, adaleti ve hak sözü ka-bul etmek. Bunlar hayırlı işe de-vam etmek neticesinde akıllı kimseye çatan şeylerdir."

2943. Bölüm
Sürekli Yaptığın Ha-yırlı Az Şey Kendisinden Bıktığın Çok Şeyden Da-ha Hayırlıdır

14307. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz nefis de usanır. Sizden hiç kimse hiç şüphesiz ne kadar yaşayacağını bilemez. O halde ibadetlerden gücü yettiğine bakmalıdır. Sonra da onu sürekli yapmaya çalışma-lıdır. Zira Allah nezdinde en se-vimli iş her ne kadar az da olsa sürekli yapılan iştir."

14308. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sürekli yaptığın az iş, usanacağın çok işten daha ümit vericidir."
14309. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gücünüz yettiğince işlerin sorumluluğunu üstleniniz. Zira sizler usanmadıkça Allah usanmaz. Allah nezdinde en se-vimli iş, her ne kadar az da olsa sürekli yapılan iştir."
bak. el-İbadet, 2501. Bölüm

2944. Bölüm
Amelin Sözden Fazla-lığı

14310. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz sözün amelden fazla olması çirkindir. Ama amelin fazla olması güzel ve ziynettir."
14311. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amelin sözden fazla oluşu en güzel fazilettir. Amelin sözden az oluşu ise en çirkin re-zalettir."
bak. 14274. Hadis

2945. Bölüm
Amellerin En Üstünü

14312. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü en müşkül olanıdır."
14313. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü nefsini yapmaya mecbur kıldığın ameldir."
14314. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü Allah için yapılan ameldir."
14315. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İşlerin en üstünü hakka bağlılıktır."

14316. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "En üstün amel her ne kadar az da olsa sürekli yapılan-dır."
14317. Resulullah (s.a.a), amellerin en üstünü hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Yemek yedirmek ve güzel konuşmak."
14318. Resulullah (s.a.a), hakeza şöyle buyurmuştur: "Allah'ı tanı-mak ve Allah'ın dini hakkında anlayış sahibi olmak."
14319. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah nezdinde imandan sonra müminleri sevindirmekten daha üstün bir iş yoktur."

14320. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah nezdinde amel açısından en büyük olanınız, Allah nezdinde olanlara en çok rağbet edeniniz-dir."
14321. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü, en yücesi, imanı halis kılmak, sa-dakatle günahtan sakınmak ve yakin sahibi olmaktır."

14322. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü Allah'a iman etmek, Allah'ı tas-dik etmek, Allah yolunda cihat etmek, kabul edilen hac. Senin için bunlardan daha rahat olanı yemek yedirmek, yumuşak ko-nuşmak, bağışta bulunmak, güzel ahlak sahibi olmaktır. Senin için bunlardan da daha kolay olanı, Allah'a senin için taktir ettiği şeyler hususunda ithamda bulunmamandır."

14323. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü, içinde şek bulunmayan iman, ganimetinde hıyanette bulunul-mayan cihat ve kabul edilen hacdır."
14324. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin en üstünü namazı vaktinde kılmak, sonra anne babaya iyilikte bulunmak, sonra da insanların senin dilin-den güvende olmasıdır."

14325. İmam Sadık (a.s), kendi-sine "amellerin en üstünü nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Namazı vaktinde kılmak, anne babaya iyilikte bulunmak ve aziz ve celil olan Allah yolunda cihat etmek."
14326. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amellerin efendisi üç şeydir: İnsanlara karşı insaflı ol-mak, aziz ve celil olan Allah yo-lundaki kardeşe yardımda bu-lunmak ve her hal üzere Allah-u Teala'yı zikretmek."

14327. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Ta ki hanginizin daha güzel amel ettiğini de-nemek için" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat, hanginizin daha çok amel ettiği değildir. Aksine maksat, hanginizin daha doğru amel ettiğidir. Amelin doğruluğu ise Allah-u Teala'dan korkmak ve doğru ve güzel bir niyete sahip olmaktır."

14328. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Allah nezdinde amellerin en üs-tünü nedir?" diye soran Zübeyri'ye şöyle buyurmuştur: "Allah'ın sadece kendisiyle her şeyi kabul ettiği şeydir." Ben (ravi), "O şey nedir?" diye arz edince İmam şöyle buyurdu: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a iman etmektir.

Bu derece açısından, amellerin en üstünü, makam açı-sından en şereflisi ve nasip açı-sından en yücesidir." Ben (ravi) şöyle arz ettim: "Bana imanın ne olduğunu haber vermeyecek mi-sin? Acaba iman söz ve amel midir, yoksa amelsiz söz mü-dür?" İmam şöyle buyurdu: "İman tümüyle ameldir, söz ise o amelin bir bölümüdür."

14329. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Amellerin en üstünü nedir?" diye soran bazı ashabına şöyle buyurmuştur: "Rabbini tek bilmendir." Birisi, "En büyük günah nedir?" diye sorunca da İmam şöyle buyurdu: "Yaratıcın için teşbihte bulunmandır."
14330. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah, katında mümi-ni sevindirmekten daha sevimli bir şeyle ibadet edilmemiştir."

14331. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah nezdinde işlerin en sevimlisi, mümini sevindirmen, açlığını gidermen ve hüznünü yok etmendir."
14332. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) mirac gecesi münezzeh olan rabbine şöyle sordu: "Ey rabbim! Amellerin hangisi daha üs-tündür?" Allah-u Teala ona şöyle buyurdu: "Benim katımda bana tevekkül etmekten ve benim (rızkı) bölüştürmeme razı ol-maktan daha üstün bir şey yok-tur."

bak. el-Ma'ruf (2), 2690. Bölüm; et-Taet, 2430. Bölüm; Kenz'ul Um-mal, 15/948. Bölüm; Nur'us Saka-leyn, 5/380/12-14


2946.Bölüm Ameli Kabul Olan Kimse


14333. Resulullah (s.a.a), Ebu Zer'e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyur-muştur: "Ey Ebu Zer! Amelden çok takva ile amel etmeye önem ver. Şüphesiz ameller sadece takva ile kabul olur. Kabul edil-miş amel nasıl az görülebilir. Ni-tekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Allah şüp-hesiz takva sahiplerinden ka-bul eder."

14334. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Akıllı kimsenin az ameli kabul edilir ve kat kat ar-tar. Heva ve cehalet ehli kimse-nin çok amelleri ise reddedilir."
14335. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz amellerin-den sadece ihlas üzere yaptığın kabul görür."
bak. el-İhlas, 1034. Bölüm; ed-Din, 1316. Bölüm; es-Selat (1), 2287. Bölüm; el-Ma'ruf (1), 2682. Bölüm; et-Tekva, 4166. Bölüm


2947. Bölüm
Amelinin Kendisine Fayda Vermediği Kimse

14336. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer insanlar gökler-den (Allah nezdinden) geri çev-rilmiş amelleri görmüş olsalardı, "Allah hiç kimsenin amelini ka-bul etmiyor" derleri."
14337. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şey her kimde bulunmazsa hiçbir amelinin fay-dası olmaz: "Kendisini aziz ve celil olan Allah'a isyandan alı koyan bir sakınma, kendisi ile insanlarla iyi geçindiği bir ahlak ve kendisiyle cahilin cehaletini def ettiği bir hilim."

14338. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şey her kimde bulunmazsa amelinin kendisine hiçbir faydası olmaz: Kendisini aziz ve celil olan Allah'a isyan-dan alı koyan bir sakınma, ken-disiyle beyinsizlerin cehaletini def ettiği bir ilim ve kendisiyle insanlarla iyi geçindiği bir akıl."

14339. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şey veya onlar-dan biri her kimde bulunmazsa, amelinden hiçbir şeye güven-memelidir: "Kendisini aziz ve celil olan Allah'a isyandan alı koyan bir takva, kendisiyle be-yinsiz kimseyi engellediği bir hi-lim ve kendisiyle insanlar arasın-da yaşadığı bir ahlak."

14340. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şey kimde bu-lunmazsa ameli kemale ermez: Kendisini Allah'a isyandan alı koyan bir sakınma, kendisiyle in-sanlarla iyi geçindiği bir ahlak ve kendisiyle cahilin cehaletini red-deden bir hilim."
14341. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şey olduğu tak-tirde hiçbir amel fayda vermez: Allah'a şirk koşmak, anne babaya eziyet etmek ve cihattan kaç-mak."

14342. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilini korumayan kimse, hiçbir şey yapmamıştır."
14343. İmam Sadık (a.s), Abbad b. Kesir Basri Sufi'ye şöyle buyurmuştur: "Eyvahlar olsun sana ey Abbad! Karnını ve tenasül organını iffetli tuttuğun için mi gurura kapıldın. Şüphesiz aziz ve celil olan Allah kitabında şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah da sizler için amellerinizi düzeltsin" Bil ki doğru söz söyleyinceye kadar Allah senden hiçbir şeyi kabul etmez."

14344. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin kardeşine, "Off!" deyince dostluk sınırın-dan dışarı çıkar. "Sen benim düşmanımsın" deyince de iki ka-firden biri olur. Zira aziz ve celil olan Allah hiç kimseden müminin kınama ve hatasını yüzüne vurmayla birlikte olduğu taktirde hayrını dilemez ve amelini kabul etmez. Eğer mümin başka bir mümine karşı kötü niyet içinde olursa hiçbir amelini kabul buyurmaz... Eğer aziz ve celil olan Allah'ın dergahından geri çevrilen amelleri görmüş olsalardı şöyle derlerdi: "Aziz ve celil olan Allah hiç kimsenin amelini kabul etmemektedir."

14345. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın hüküm, hikmet ve öğütle dolu kitabında sevap vereceğini, azab edeceğini, razı olacağını veya gazaba uğra-tacağını kesinlikle bildirdiği şey-lerden biri de (aşağıda sayılacak olan) bu hasletlerin birisine bile sahib olan ve tevbe etmeden rabbinin huzuruna çıkan kimse, istediği kadar çalışıp çabalasın, işinde ihlaslı olsun kendisine hiç bir fayda vermez.

Kendisine farz kıldığı ibadette Allah'a ortak koşmak, öfkesini bir kişiyi öldü-rerek yenmek, başkasının ayıbını söylemek, bir ihtiyacını elde et-mek için dininde bidat ortaya çı-karmak, insanlara iki yüzlü gö-rünmek, onlar arasında iki dilli konuşmaktır. (Kendine gel de) bunları iyi düşün. Çünkü örnek, benzerine de delalet eder."
14346. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki Allah isyandan bir şey husu-sunda ısrar etmekle birlikte olan hiçbir itaati kabul etmez."

14347. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah mümin karde-şine karşı kötü niyet içinde olan bir müminin hiçbir amelini ka-bul buyurmaz."
14348. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şek ve inkar olduğu taktirde hiçbir amelin faydası yoktur."
14349. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin ve günahlar-dan sakınmayla birlikte olmayan hiçbir amelde hayır yoktur."
bak. Er-Riya, 1410. Bölüm; es-Selat (1), 2288, 2289. Bölümler; el-İnfak, 3948. Bölüm; es-Sıdke; 2242. Bölüm

2948. Bölüm
Ameli Kabul Edilen Kimse

14350. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah her kimin bir tek namazını kabul ederse ona azap etmez ve Allah her kimin bir iyiliğini kabule derse... ona azap etmez."
14351. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah her kimin bir iyiliğini kabul ederse asla ona azap etmez ve onu cennete gö-türür."
14352. İmam Ali (a.s) "ne kadar sadaka veriyorsun, neden elini tutmu-yorsun" diye sorulunca şöyle buyur-muştur: "Allah'a yemin olsun ki eğer Allah'ın benden bir farzı kabul ettiğini bilecek olsaydım elimi tutardım. Ama Allah'a ye-min olsun ki Allah'ın benden bir şey kabul edip etmediğini bilmi-yorum."
bak. Es-Selat (1), 2293. Bölüm

2949. Bölüm
Zahir Batını Yansıt-maktadır

14353. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her dış görünüşün ona benzer bir iç yüzü olduğunu bil; dışı temiz olanın, içi de te-mizdir, dışı pis olanın içi de pis-tir. Sadık olan elçi (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah bazen bir kulu sever; amelini sevmez; bazen de amelini sever, ama kendisini sevmez."

14354. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah yaratıklarını ya-ratmadan önce mutluluğu ve mutsuzluğu yaratmıştır. O halde Allah her kimi mutlu yaratırsa asla ona düşman olmaz. Eğer o kötü bir iş yaparsa işine düşman olur ama ona düşman olmaz. Al-lah her kimi de mutsuz yaratırsa onu asla sevmez. İyi bir iş yapa-cak olursa işini sever ama ona kendisine doğru gitmekte olduğu akıbet sebebiyle düşman kesilir."
bak. Eş-Şekave, 2054. Bölüm

2950. Bölüm
Sakınılması Gereken Ameller

14355. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sahibinin kendisi için beğendiği ama Müslümanların geneli için beğenmediği her işten sakın."
14356. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gizlice yapılıp da açıklandığında utanılan her işten sakın."
14357. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sorulduğunda sahi-binin inkar edeceği veya özür di-leyeceği işi yapmaktan sakın."
14358. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sahibine hatırlatıldığı zaman çirkinliğini itiraf ettiği her işten sakın."
14359. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hür insanı senden kaçıran, değerini düşüren, sana bir kötülük getiren veya kıyamet günü için kendisi için bir günah yükleneceğin her işten sakın"

2951. Bölüm
Amelin Adabı

14360. Resulullah (s.a.a) İbn-i Mes'ud'a yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Mes'ud! Bir iş yaptığın zaman ilim ve akıl üzere yap. Düşünce ve ilim üzere olmayan bir ameli yapmaktan sakın. Zira azameti yüce olan Al-lah şöyle buyurmuştur: "ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın."

14361. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın iyi ve kötü işine karşılık vereceğini bilen kimse gibi amel et. "
14362. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Günah karşısında ceza göreceğini ve iyilik karşı-sında da mükafat göreceğini bi-len kimse gibi amel et."
14363. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Musa ile yaptığı konuşmasında şöyle buyurmuştur: "Ahirete daha fazla ilgi duyman için amelinin mükafatını gözlerinle görüyormuşsun gibi amel et. Zira dünyadan geriye kalan, geçip giden gibidir."
14364. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki rağbet ha-linde de, korku halinde amel et-tiğiniz gibi amel ediniz."

2952. Bölüm

Kurtuluş İçin Daya-nılması Gereken Şey

14365. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki sizden hiç biriniz kendi amellerinizle kurtu-luşa ermez ve Allah'ın rahmeti ve fazlı halime şamil olmadığı taktirde ben de böyleyim."
14366. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah şöyle buyurmuştur: ... (mü-minlerden amel edenler) benim sevabımı elde etmek için yaptık-ları amellere güvenmesinler zira tüm ömürlerini bana ibadetle geçirecek ve zahmete katlanacak olsalar yine de kusur içinde kalır ve kendisi sebebiyle nezdimdeki kerameti ve cennetimdeki nimet-leri diledikleri ibadetimin kün-hüne (hakikatine) erişemezler. O halde sadece benim rahmetime güvenmelidirler."
14367. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Kendilerini itham eder, amellerinden korkarlar."
bak. el-İbadet, 2502. Bölüm

2953. Bölüm
Kıyamette Amele Du-yulan Şiddetli İhtiyaç

14368. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer insan yetmiş peygamberin ameline de sahip olsa o gün (Kıyamet günü) göre-ceği zorluk sebebiyle yine de amellerini az görür."

14369. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer insan dünyaya geldiği günden yaşlanıp öleceği güne kadar aziz ve celil olan Al-lah'a itaat yönünde yerden sü-rüklenerek çekilecek olsa yine de kıyamet günü bütün bu zorlukla-rı küçük görür. Yeniden ecrini ve sevabını artırmak için dünyaya geri dönmek ister."
bak. el-Ucb, 2521. Bölüm

2954. Bölüm
İnsanın Temiz Oluşu-nun Yakınlarını Koruma-daki Rolü

Kur'an:
"Duvar ise, şehirde iki ye-tim erkek çocuğa aitti. Duva-rın altında onların bir hazine-si vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların er-ginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını is-tedi."
14370. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur:

"Şüphesiz Allah mü-min kulun salih olması sebebiyle çocuğunu ve torununu da salih kılar. Onu kendi odasında ve et-rafındaki odalarda korur. Böyle-ce onlar sürekli Allah'ın sığına-ğında olurlar. Zira o mümin kimse Allah nezdinde çok değer-lidir (daha sonra imam o iki ço-cuğun hikayesini naklederek şöy-le buyurmuştur: ) "ikisinin ba-bası salih bir kimseydi. Al-lah'ın babaları temiz olduğu için o iki kişiye nasıl mükafat verdi-ğini görmüyor musun?"
bak. 2939. Bölüm; el-Bihar, 71/236, 68. Bölüm

2955. Bölüm
Amelin Sağlam Oluşu

14371. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala sizden birinin bir iş yaptığında onu sağ-lam yapmasını sever."
14372. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala birisi bir iş yaptığında onu güzel yap-masını sever."
14373. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulünün (s. . a) çocuğu İbrahim vefat edince Peygamber (s. a. a) onun meza-rında bir yarık gördü. Onu eliyle doldurup düzeltti ve daha sonra da şöyle buyurdu: Sizden biri bir iş yapınca onu sağlam yapsın."

14374. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) Sa'd bin Muaz'ı mezara koymak, üzerini toprakla örtmek için me-zara inince sürekli olarak, "Taş ver, toprak ver" diye buyuruyor-du." Onlarla taşlar arasındaki boşlukları dolduruyordu. İş bi-tince üzerine toprak doldurup mezarını düzelttikten sonra Al-lah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ben bunun çok yakında çürü-yeceğini ve bozulacağını biliyo-rum ama Allah kulunun bir iş yapınca onu sağlam yapmasını sever."
bak. el-İhsan, 869. Bölüm; el-Katl, 3277. Bölüm

2956. Bölüm
Amel (Çeşitli)

14375. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İki amel arasındaki fark ne kadar da uzaktır (çoktur): Birinin tadı gider, kötü sonucu kalır; diğerinin ise zahmeti geçer, ecri kalır.""
14376. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Salih insanları, Al-lah'ın kullarının diliyle söylettiği şeylerden anlamak mümkündür. Öyleyse senin için kıymetli azık, salih amel olsun."

14377. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her yaptığı işten razı olmazsa bu iş onu daha doğru bir işe doğru sevk eder."
14378. Resulullah (s.a.a) veda hac-cında şöyle buyurmuştur: "Ey insan-lar! Allah'a yemin olsun ki sizleri cennete yakın kılan ve cehennem ateşinden uzaklaştıran her şeyi size emrettim ve sizleri ce-hennem ateşine yaklaştıran ve cennetten uzaklaştıran her şey-den de sizleri sakındırdım."

14379. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her zaman için bir iş vardır."
14380. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim dini için ça-lışırsa Allah dünya işi hususunda ona kifayet eder."
14381. İmam Cevad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalplerle Allah-u Te-ala'ya doğru yönelmek, insanı amellerle organlarını yormaktan daha çabuk maksadına ulaştı-rır."
14382. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim amelinde kusur ederse, hüzün ve gama müptela olur."

370. Ko-nu

el-Amel
Amel (2)
Amel-lerin Allah'a Sunul-ması

el-Bihar, 17/130, 7. bölüm; Arz'ul A'mal ala Resulullah (s.a.a)
el-Bihar, 23/333, 20. bölüm, Arz'ul A'mal ala Eimme
Vesail'uş-Şia, 11/386, 101. bölüm, Vucub-u Hezer min Erz'il-Amel ala Allah ve Resulihi ve'l-Eimme


2957. Bölüm
Amellerin Allah'a Su-nulması

Kur'an:
"Allah da amellerinizi görmektedir."
14383. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her sabah bu üm-metin amelleri Allah-u Teala'ya sunulur."
14384. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Pazartesi ve Perşem-be günleri ameller Allah'a sunu-lur. Mağfiret dileyen kimsenin günahları bağışlanır. Tövbe eden kimsenin tövbesi kabul edilir ve kin sahiplerinin kinleri tövbe edinceye kadar geri çevrilir."
14385. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şaban ayının ortasın-daki gece Allah bütün yaratıkla-rına bakar ve müşrik veya kin sahibi kimse dışında tüm yaratık-larını bağışlar."

2985. Bölüm
Amellerin Allah Resu-lü'ne Sunulması

Kur'an:
"Allah da, peygamberi de amellerinizi görmektedir. So-nunda, görülmeyeni ve görü-neni bilen Allah'a geri çevri-leceksiniz."
14386. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyi ve kötü ameller Allah Resulüne gösterilir."
14387. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her sabah kulların iyi veya kötü amelleri Allah Resulü-nün görüşüne sunulur. O halde dikkatli olun ve sizden her biri-niz amellerin peygambere (s.a.a) sunulmasından haya etmelidir."

14388. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her sabah kulların iyi ve kötü amelleri Allah Resulüne (s.a.a) sunulur. O halde dikkatli olun. Allah-u Teala'nın şu sözü de buna işaret etmektedir: "Amel ediniz, zira Allah ve Resulü (s.a.a) yakında ameli-nizi görmektedir."
14389. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amelleriniz her gün bana gösterilir eğer iyi olursa Al-lah'tan amellerinizin artmasını dilerim. Eğer çirkin olursa sizin için Allah'tan mağfiret di-lerim."
bak. el-Bihar, 17/130, 7. Bölüm

2959. Bölüm
Amellerin İmamlara Sunulması

Kur'an:
"De ki: "istediğinizi işle-yin; Allah, peygamberi ve müminler işlediklerinizi gör-mektedir. Hepiniz, görülme-yeni ve görüleni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size, iş-lediklerinizi bildirecektir."

"Her ümmete bir şahit ge-tirdiğimiz ve seni de bunlara şahit getirdiğimiz vakit du-rumları nasıl olacak?"
"Böylece sizin insanlara ve Resulün de size şahit olması için sizi vasat/orta bir ümmet kıldık."
bak. Nahl Suresi, 84, 89. ayetler; Kasas Suresi, 75. ayet

14390. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "Her ümmetten bir şahit getirdiğimizde durumları nasıl olacaktır?" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu ayet Muhammed'in ümmetine has olarak nazil olmuştur. Bu ümmetin her neslinde bizden bir imam, onlara tanıktır. Muhammed (s.a.a) de bizlere tanıktır."

14391. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "Böylece sizleri orta ümmet kıldık" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Orta ümmet biziz. Allah'ın yaratıkları üzerindeki şahitleri ve yeryüzün-deki hüccetleri de biziz."
14392. İmam Sadık (a.s) kendi-sine, "amellerin peygambere sunulmasını soran Muhammed bin Müslim ve Zürare'ye şöyle buyurmuştur: "Bunda hiç şüphe yoktur. Daha sonra imam şu ayeti tilavet buyurdu: "Amel edin, şüphesiz Allah ve Resulü amellerinizi görmek-tedir." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah'ın yer-yüzünde şahitleri vardır."

14393. İmam Sadık (a.s) Davud Rakkiy'e kendiliğinden şöyle buyur-muştur: "Ey Davud! Perşembe günü amelleriniz bana sunulur. Bana gösterilen amellerin ara-sında falan amca oğluna yaptığın yardımı gördüm ve ben bu işe çok sevindim. Şüphesiz senin bu akrabana yardımının onun öm-rünü yok etmeyi ve ecelini kı-saltmayı hızlandırdığını anla-dım."

Davud şöyle diyor: "Benim Ehl-i Beyt'in düşmanı olan aşağılık bir kuzenim vardı. Onun ve aile-sinin maddi durumunun kötü olduğunu duydum. Bu yüzden Mekke'ye gitmeden önce kendisi için bir miktar harçlık gönder-dim. Medine'ye gidince de Ebu Abdillah (a.s) beni bu işten ha-berdar kıldı."

14394. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "ve de ki: "Amel edin! Allah Resulü ve müminler amellerinizi görmektedir" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuş-tur: "(müminlerden) maksat biz-leriz."
14395. İmam Sadık (a.s) hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat (Ehl-i Beyt'ten olan) imamlardır."
14396. İmam Rıza (a.s) kendisine, "Dostlarınızdan bir grup benden siz-den kendilerine dua etmenizi istediler" diye arz eden Abdullah bin Eban'a şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki her gün onların amellerini Allah'a sunmaktayım."
bak. el-Bihar, 23/333, 20. Bö-lüm

371. Ko-nu

el-Amel
Amel (3)
Amel Defte-ri

el-Bihar, 5/319, 17. bölüm; İnn'el-Melaike Yektubune A'mal'ul İbad


bak.
111. konu, el-Hisab; 193. ko-nu, el-Murakebe; 495. konu, el-Melaike; el-Mead (3), 2990. bölüm
2960. Bölüm
Amel Defteri

Kur'an:
"Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk."
bak. En'am Suresi, 61. ayet; Yunus Suresi, 21. ayet; Ra'd Suresi, 11. ayet; Enbiya Suresi, 21. ayet; Meryem Suresi, 79. ayet; Mu'minun Suresi, 62. ayet; Ya-Sin Suresi 12. ayet; Kaf Suresi, 17 ve 18. ayetler; Kamer Suresi, 25, 53. ayetler; İnfitar Suresi, 10-12. ayetler; Tarik Suresi 4. ayet

14397. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Asla kendisinden giz-lenemeyeceğiniz ve dizginleriniz ile tüm değişen durumlarınızı elinde tutan Allah'tan sakının. Bir şey gizleseniz bilir, açıklasa-nız yazar. Bunun için yüce göz-cüler görevlendirmiştir; hiç bir hakkı kaçırmazlar, hak olmayan bir şeyi de kaydetmezler."

14398. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sağ eldeki melek iyi işleri yazar. Sol eldeki melek ise günahları yazar. İki gündüz me-leği kulun gündüz amellerini ya-zar. İki gece meleği ise kulun ge-ce işlediği amelleri yazar."
bak. el-Miad (3), 2990. Bölüm; el-Melaike, 3710. Bölüm